Teslimiyet ve tevekkülAteşe Atılan Halîl: Hz. İbrahim
Hz. İbrahim (a.s.) putlara tapan kavmini bir olan Allah'a çağırdı. Onların en büyük putlarını kırıp baltayı büyük putun boynuna asınca kavmi öfkelendi ve onu dev bir ateşe atmaya karar verdi.
Hisse: Gerçek teslimiyet, sebeplerin bittiği yerde Allah'a güvenmektir.
Tamamı uygulamada
Sabır ve affetmekKuyudan Saraya: Hz. Yûsuf
Hz. Yûsuf (a.s.) küçük yaşta kardeşleri tarafından kıskanılıp bir kuyuya atıldı, sonra köle olarak satıldı. Yıllarca iftiraya uğradı, zindanlara düştü; ama her hâlinde Allah'a olan güzel zannını kaybetmedi.
Hisse: Güç eline geçtiğinde affedebilmek, en büyük yiğitliktir.
Tamamı uygulamada
Hastalıkta sabırSabrın Sembolü: Hz. Eyyûb
Hz. Eyyûb (a.s.) mal, evlât ve sağlık bakımından büyük nimetlere sahipti. Bir imtihan olarak önce malını, sonra evlâtlarını, ardından sağlığını kaybetti; uzun yıllar ağır bir hastalık çekti.
Hisse: Sabır, şikâyeti değil; Allah'a güzelce sığınmayı öğretir.
Tamamı uygulamada
Tövbe ve nedâmetBalığın Karnındaki Dua: Hz. Yûnus
Hz. Yûnus (a.s.) kavmi îmana gelmeyince onlardan ümidini kesip izinsiz ayrıldı. Bindiği gemi fırtınaya tutulunca kur'a ona çıktı ve denize atıldı; büyük bir balık onu yuttu.
Hisse: Hiçbir karanlık, samimi bir tövbenin nûrundan daha koyu değildir.
Tamamı uygulamada
İmanda sebatMağaradaki Gençler: Ashâb-ı Kehf
Zâlim bir hükümdarın putperestliği dayattığı bir devirde, birkaç genç imanlarını korumak için memleketlerini terk edip bir mağaraya sığındılar. "Rabbimiz göklerin ve yerin Rabbidir; O'ndan başkasına yalvarmayız" dediler.
Hisse: Az da olsalar, hak üzere sebat edenleri Allah yalnız bırakmaz.
Tamamı uygulamada
TevekkülÖrümceğin Ağı: Hicret Gecesi
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mekke'den Medine'ye hicret ederken, müşrikler onu öldürmek için evini kuşatmıştı. O, Hz. Ebû Bekir ile birlikte gizlice Sevr Mağarası'na sığındı.
Hisse: Allah'a güvenen, sebeplerin en incesiyle bile korunur.
Tamamı uygulamada
Sebat ve izzetİlk Müezzin: Bilâl-i Habeşî
Bilâl (r.a.) köle iken Müslüman oldu. Efendisi onu kızgın çöl kumlarına yatırıp göğsüne ağır taşlar koydu, dininden dönmesi için işkence etti. O ise tek kelimeyle direniyordu: "Ehad, Ehad!" (Allah birdir, birdir).
Hisse: İmanına sadâkat gösteren, dünyada da âhirette de izzet bulur.
Tamamı uygulamada
Adalet ve sorumlulukDevletin Sırtındaki Un: Hz. Ömer
Halife Hz. Ömer (r.a.) geceleri kılık değiştirip halkın hâlini gizlice denetlerdi. Bir gece bir çadırdan çocuk ağlamaları duydu. Bir anne, aç çocuklarını avutmak için kaynayan boş tencereyi gösteriyordu.
Hisse: Gerçek yöneticilik, halkın derdini kendi sırtında hissetmektir.
Tamamı uygulamada
Anne hakkıAnne Rızası: Veysel Karânî
Veysel Karânî (Üveys el-Karanî), Yemen'de yaşayan, Peygamberimiz'i görmeyi çok arzulayan bir zâttı. Fakat gözü âmâ, muhtaç annesine bakmakla yükümlüydü.
Hisse: Annenin rızası, en büyük arzuların bile önündedir.
Tamamı uygulamada
Sadâkatİki Kişinin İkincisi: Hz. Ebû Bekir
Hz. Ebû Bekir (r.a.), Efendimiz'e ilk îman eden yetişkin erkekti. Onun "es-Sıddîk" (çok doğrulayan) lakabını almasının sebebi, kimsenin inanmadığı Mîrac hâdisesini duyar duymaz "O söylediyse doğrudur" demesiydi.
Hisse: Sadâkat, sözde değil; sıkıntı anında yanında durmakla belli olur.
Tamamı uygulamada
Kardeşi kendine tercih (îsâr)Bir Yudum Suyun Îsârı
Yermük Savaşı'nda ağır yaralanan üç sahâbî, susuzluktan yanıyordu. Biri su istedi; su kabı dudağına götürülünce, yanındaki kardeşinin iniltisini duydu ve "Önce ona verin" dedi.
Hisse: En zor anında bile kardeşini düşünmek, imanın zirvesidir.
Tamamı uygulamada
Tevazu ve şükürKarıncanın Endişesi: Hz. Süleyman
Hz. Süleyman (a.s.) rüzgâra, cinlere ve hayvanların diline hükmeden büyük bir peygamber-hükümdardı. Ordusuyla bir vadiden geçerken bir karınca diğerlerine seslendi: "Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve ordusu farkında olmadan…
Hisse: Nimet arttıkça tevazu ve şükür de artmalıdır.
Tamamı uygulamada
Allah'ın korumasıFil Ordusu'nun Bozgunu
Yemen valisi Ebrehe, insanları kendi yaptırdığı mabede yöneltmek için Kâbe'yi yıkmaya karar verdi ve fillerden oluşan büyük bir orduyla Mekke üzerine yürüdü.
Hisse: Allah'ın koruduğunu hiçbir güç yıkamaz.
Tamamı uygulamada
Pişmanlık ve afİlk Tövbe: Hz. Âdem
Hz. Âdem (a.s.) ve Havvâ, cennette yasaklanan ağaçtan yiyince hatâlarını anladılar. Şeytanın vesvesesine kapılmışlardı; ama inatla sürdürmediler, hemen pişman oldular.
Hisse: Hatâ insana mahsustur; asıl mesele, ısrar etmeyip dönmektir.
Tamamı uygulamada
Güvenilirlik ve basiretHakemlik Taşı: Emîn Genç
Peygamberliğinden önce Mekke'de Kâbe onarılırken, kutsal Hacerü'l-Esved'i yerine kim koyacak diye kabileler arasında büyük bir anlaşmazlık çıktı; iş neredeyse savaşa varacaktı.
Hisse: Güvenilir bir insan, en çetin anlaşmazlığı bile barışa çevirir.
Tamamı uygulamada
İhlâs ve tevazuİğnesini Arayan Âlim
Rivayet edilir ki bir gönül eri, elindeki iğneyi karanlık evinde düşürdü; ama onu dışarıda, aydınlıkta aramaya başladı. Görenler "İğne içeride düştüyse neden dışarıda arıyorsun?" dediler.
Hisse: Huzuru dışarıda arama; o, Rabbini andığın kalbinin içindedir.
Tamamı uygulamada
MerhametMerhametin Bedeli: Susayan Köpek
Efendimiz (s.a.v.) anlatır: Yolculuktaki bir adam çok susadı, bir kuyuya inip su içti. Çıktığında, susuzluktan toprağı yalayan bir köpek gördü.
Hisse: Bir yudum suyla gösterilen merhamet, insanı affa götürebilir.
Tamamı uygulamada
Sadaka ve şefkatCömertliğin Sınırı: İki Hurma
Hz. Âişe (r.a.) anlatır: Yoksul bir kadın, iki küçük kızıyla kapıma geldi, bir şey istedi. Yanımda yalnızca üç hurma vardı; hepsini ona verdim.
Hisse: Az veren candan verir; şefkatle bölünen lokma cennet açar.
Tamamı uygulamada
İlim ve sabırHızır ile Yolculuk: Hz. Mûsâ
Hz. Mûsâ (a.s.), kendisine ilim verilen Hızır (a.s.) ile yolculuğa çıktı ve olup bitene sabredeceğine söz verdi. Hızır bir gemiyi deldi, bir çocuğun canına kıydı, yıkılmak üzere olan bir duvarı ücretsiz onardı; Mûsâ (a.s.) her…
Hisse: Hikmetini bilmediğin şeye sabret; Allah'ın takdirinde hayır vardır.
Tamamı uygulamada
Allah'ın yardımıDeniz Yol Oldu: Hz. Mûsâ ve Firavun
Hz. Mûsâ (a.s.) İsrailoğulları ile Mısır'dan çıktı; Firavun ordusuyla peşlerine düştü. Önlerinde deniz, arkalarında düşman vardı. Kavmi "Yakalandık!" diye feryat etti.
Hisse: Bütün kapılar kapansa da Allah'ın açacağı bir yol mutlaka vardır.
Tamamı uygulamada
Davette sebatDokuz Yüz Elli Yıllık Davet: Hz. Nûh
Hz. Nûh (a.s.) kavmini gece gündüz, gizli açık tam dokuz yüz elli yıl tevhide çağırdı. Alay ettiler, parmaklarını kulaklarına tıkadılar; ona yalnızca bir avuç insan iman etti.
Hisse: Sonuç Allah'tandır; bize düşen usanmadan doğruyu söylemektir.
Tamamı uygulamada
Tevekkül ve gayretZemzem'in Doğuşu: Hâcer Vâlidemiz
Hz. İbrahim (a.s.), Allah'ın emriyle eşi Hâcer'i ve süt emen oğlu İsmail'i ekinsiz, susuz Mekke vadisine bıraktı. Hâcer vâlidemiz "Bunu sana Allah mı emretti?" diye sordu; "Evet" cevabını alınca "Öyleyse Allah bizi zâyi etmez"…
Hisse: Tevekkül; elinden geleni yapıp gerisini Allah'a bırakmaktır.
Tamamı uygulamada
TeslimiyetBüyük Teslimiyet: Kurban
Hz. İbrahim (a.s.) rüyasında oğlu İsmail'i kurban ettiğini gördü; peygamber rüyası vahiydi. Durumu oğluna açtığında o yiğit genç şöyle dedi: "Babacığım! Sana emredileni yap; inşallah beni sabredenlerden bulacaksın." (Sâffât, 102)
Hisse: Allah'a teslim olan hiçbir şey kaybetmez; imtihan rahmete dönüşür.
Tamamı uygulamada
Duada ümitYaşlılıkta Gelen Müjde: Hz. Zekeriyyâ
Hz. Zekeriyyâ (a.s.) iyice yaşlanmış, saçları ağarmış, eşi de kısırdı. Yine de Rabbine gizlice yalvardı: "Rabbim! Bana katından tertemiz bir nesil bağışla. Şüphesiz sen duayı hakkıyla işitensin." (Âl-i İmrân, 38)
Hisse: Sebepler bitse de dua bitmez; Allah'ın rahmetinden ümit kesilmez.
Tamamı uygulamada
İffet ve Allah'ın ikramıMihraptaki Rızık: Hz. Meryem
Hz. Meryem, annesinin adağı olarak mâbede verildi; bakımını Hz. Zekeriyyâ üstlendi. Zekeriyyâ (a.s.) mihraba her girişinde onun yanında mevsimsiz meyveler ve yiyecekler bulurdu.
Hisse: Kul Allah'a yönelirse, rızık ummadığı kapıdan gelir.
Tamamı uygulamada
İmanda sebatHendekteki Ateş: Ashâb-ı Uhdûd
Geçmiş ümmetlerde zâlim bir kral, halkının iman ettiği genci öldürmeye çalıştı; her seferinde Allah genci korudu. Sonunda genç, "Beni ancak halkı toplayıp 'gencin Rabbi olan Allah'ın adıyla' diyerek ok atarsan öldürebilirsin"…
Hisse: Uğrunda bedel ödenen iman, en güçlü davettir.
Tamamı uygulamada
Malın imtihanıYerin Dibine Geçen Servet: Kârûn
Kârûn, Hz. Mûsâ'nın kavmindendi; anahtarlarını güçlü bir topluluğun zor taşıdığı hazinelere sahipti. Kavmi ona "Şımarma! Allah'ın sana verdiğinden âhiret yurdunu da gözet" diye öğüt verdi.
Hisse: Mal Allah'ın emanetidir; "ben kazandım" diyen, emanete ihanet eder.
Tamamı uygulamada
Hakka dönüş cesaretiSecdeye Kapanan Sihirbazlar
Firavun, Hz. Mûsâ'yı halkın gözünde yenmek için ülkenin en usta sihirbazlarını topladı; onlara mal ve makam vaat etti. Sihirbazlar iplerini ve değneklerini attılar, gözleri büyülediler.
Hisse: Hakkı görünce dönebilmek, en büyük yiğitliktir; geç kalınmış sayılmaz.
Tamamı uygulamada
Hikmet ve terbiyeBir Babanın Öğütleri: Lokmân Hekim
Kendisine hikmet verilen Lokmân (a.s.), oğluna şöyle öğüt verdi: "Yavrucuğum! Allah'a ortak koşma; çünkü şirk büyük bir zulümdür."
Hisse: Evlâda bırakılacak en büyük miras; iman, edep ve hikmettir.
Tamamı uygulamada
Nimete güvenmemekİki Bahçe Sahibi
Adamın iki verimli üzüm bağı vardı; hurmalıklarla çevrili, arasından ırmak akan bahçeler. Servetine güvenip arkadaşına "Ben senden daha zenginim, adamlarım da daha güçlü" diye böbürlendi; "Bunun yok olacağını hiç sanmam" dedi.
Hisse: Nimeti verene değil de nimete güvenen, bir gecede iflas edebilir.
Tamamı uygulamada
Güç ve adaletGüçle Gelen Tevazu: Zülkarneyn
Allah, Zülkarneyn'e yeryüzünde büyük iktidar ve her şeyden bir sebep verdi. Doğuya ve batıya seferler yaptı; zâlime karşı sert, mü'mine karşı merhametli oldu.
Hisse: Gerçek güç; muktedirken adil, muzafferken mütevazı kalabilmektir.
Tamamı uygulamada
Hikmetle davetMektupla Gelen Hidayet: Belkıs
Hüdhüd kuşu, Hz. Süleyman'a güneşe tapan bir kavmi ve kraliçeleri Belkıs'ı haber verdi. Süleyman (a.s.) savaş yerine önce "Bismillâhirrahmânirrahîm" ile başlayan bir davet mektubu gönderdi.
Hisse: Hikmetle ve güzellikle yapılan davet, ordulardan daha güçlüdür.
Tamamı uygulamada
Hüzünde edepGüzel Sabır: Hz. Ya'kûb
Hz. Ya'kûb (a.s.), en sevdiği oğlu Yûsuf'tan yıllarca ayrı kaldı; üzüntüden gözlerine ak düştü. Ama ağzından ne bir isyan ne bir şikâyet çıktı.
Hisse: Derdini kullara şikâyet değil, Allah'a arz et; güzel sabrın sonu vuslattır.
Tamamı uygulamada
Dava için fedakârlıkMedine'nin İlk Muallimi: Mus'ab bin Umeyr
Mus'ab (r.a.), Mekke'nin en zengin ve en şık gencilerindendi; Müslüman olunca ailesi her şeyini elinden aldı. O, ipekler içindeki hayatı bırakıp yamalı elbiseyle iman izzetini seçti.
Hisse: Dava adamı, konforu değil sorumluluğu seçendir.
Tamamı uygulamada
Vefa ve destekİlk Destek: Hz. Hatice
Efendimiz (s.a.v.) ilk vahyin heybetiyle titreyerek eve geldiğinde "Beni örtün!" dedi ve endişesini eşi Hatice vâlidemize açtı.
Hisse: Zor gününde yanında duran, ömür boyu vefayı hak eder.
Tamamı uygulamada
CömertlikBir Kuyu Bir Cennet: Hz. Osman
Medine'ye hicret eden Müslümanlar su sıkıntısı çekiyordu; tatlı su yalnızca bir Yahudi'nin sahip olduğu Rûme kuyusundan pahalıya satılıyordu.
Hisse: Malın hayırlısı, hayra akan maldır.
Tamamı uygulamada
Cesaret ve emanetÖlümü Göze Alan Genç: Hicret Gecesi Hz. Ali
Müşrikler Efendimiz'i öldürmek için evini kuşattığında, Efendimiz Hz. Ali'ye "Bu gece benim yatağımda yat" dedi. Ali (r.a.) henüz gençti; kılıçların bekleyebileceği o yatağa tereddütsüz uzandı.
Hisse: Cesaret candan geçmek, asalet düşmanın bile emanetini korumaktır.
Tamamı uygulamada
Misafirperverlik ve gayeEvini Açan Sahâbî: Ebû Eyyûb el-Ensârî
Efendimiz Medine'ye hicret edince herkes onu evinde ağırlamak istedi. Efendimiz "Devemi serbest bırakın" dedi; deve, Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin (r.a.) kapısının önüne çöktü.
Hisse: Gönlünde büyük gaye taşıyan, yaşını değil hedefini hesap eder.
Tamamı uygulamada
Hakikat arayışıHakikati Arayan Adam: Selmân-ı Fârisî
Selmân (r.a.) İran'da ateşe tapan bir ailenin çocuğuydu. Gönlü tatmin olmadı; hak dini aramak için ülke ülke dolaştı, rahiplerin yanında yıllarca hizmet etti.
Hisse: Samimiyetle hakkı arayanı Allah eninde sonunda hakka ulaştırır.
Tamamı uygulamada
Birlik ve dayanışmaKarnındaki Taş: Hendek Günleri
Hendek kazılırken açlık had safhadaydı; sahâbîler açlıktan karınlarına taş bağlıyordu. Bir sahâbî Efendimiz'e hâlini arz etmek için karnındaki taşı gösterdi.
Hisse: Gerçek liderlik; en öne geçmek değil, yükün en ağırını omuzlamaktır.
Tamamı uygulamada
Merhamet ve bağışlamaTâif'te Açılan Eller
Efendimiz (s.a.v.) İslâm'ı anlatmak için Tâif'e gitti; şehrin ileri gelenleri onu alaya aldı, ayak takımını kışkırtıp taşlattılar. Mübarek ayakları kanlar içinde şehirden çıktı.
Hisse: Beddua kapatır, merhamet fetheder; ufku olan, öfkesine mağlup olmaz.
Tamamı uygulamada
Güzel muameleOn Yılda Tek "Öf" Yok: Enes bin Mâlik
Enes (r.a.) on yaşında bir çocukken annesi onu Efendimiz'in hizmetine verdi. Tam on yıl gece gündüz onun yanında bulundu.
Hisse: İnsan yetiştirmenin yolu kusur saymak değil, sabırla sevmektir.
Tamamı uygulamada
Ticarette merhametBorçluya Kolaylık Gösteren Tüccar
Efendimiz (s.a.v.) geçmiş ümmetlerden bir tüccarı anlattı: Adam insanlara borç verir, darda kalanı görünce yardımcılarına "Onu sıkıştırmayın, kolaylık gösterin; belki Allah da bizi affeder" derdi.
Hisse: Darda kalana gösterilen kolaylık, Allah katında af sebebidir.
Tamamı uygulamada
DürüstlükDürüstlüğün Zaferi: Kâ'b bin Mâlik
Kâ'b (r.a.) mazereti olmadığı hâlde Tebük seferine katılmamıştı. Ordu dönünce herkes yalan mazeretler uydurdu; Kâ'b ise Efendimiz'e "Vallahi hiçbir mazeretim yoktu" diye doğruyu söyledi.
Hisse: Doğruluk bazen bedel ödetir; ama insanı ancak doğruluk kurtarır.
Tamamı uygulamada
İhlâs ve takvâ"Allah Nerede?" — Çoban ile İbn Ömer
Abdullah bin Ömer (r.a.) yolculukta bir çobana rastladı; onu denemek için "Şu sürüden bana bir koyun sat, parası senin olsun; sahibin kurda kaptı dersin" dedi.
Hisse: Takvâ; kimsenin görmediği yerde "Allah görüyor" diyebilmektir.
Tamamı uygulamada
Kamu malı hassasiyetiİki Mum: Ömer bin Abdülazîz
Halife Ömer bin Abdülazîz gece devlet işleriyle uğraşırken oğlu yanına girdi ve özel bir aile meselesi konuşmak istedi.
Hisse: Kul hakkının en incesi kamu hakkıdır; bereket titizlikten doğar.
Tamamı uygulamada
Ticarette dürüstlükKusurlu Kumaş: İmâm-ı Âzam
İmâm-ı Âzam Ebû Hanîfe, ilimle birlikte kumaş ticareti de yapardı. Bir gün ortağına, satılacak toplar arasındaki kusurlu kumaşı göstererek "Bunu satarken kusurunu mutlaka söyle" diye tembih etti.
Hisse: Helâl kazancın sigortası şeffaflıktır; şüpheliyi terk et.
Tamamı uygulamada
Hukuk önünde eşitlikZırh Davası: Halife Mahkemede
Halife Hz. Ali (r.a.), Sıffîn dönüşü kaybettiği zırhını bir gayrimüslimin elinde gördü ve dava açtı. Kadı Şüreyh iki tarafı da mahkemeye çağırdı.
Hisse: Adalet mülkün temelidir; hukuk önünde halife ile kul birdir.
Tamamı uygulamada
İstikametDoğru Odunlar: Yûnus Emre
Anlatılır ki Yûnus Emre, Tapduk Emre dergâhına yıllarca sırtında odun taşıdı. Getirdiği odunların hepsi düzgün ve dosdoğruydu.
Hisse: İstikamet küçük işlerde belli olur; eğri odun taşımayan, eğri iş de yapmaz.
Tamamı uygulamada
İncelikli infakSadaka Taşları: Gizli İyilik
Osmanlı şehirlerinde cami avlularına "sadaka taşı" denilen oyuk mermerler konurdu. Hâli vakti yerinde olan, kimseye görünmeden gelir, parasını taşın oyuğuna bırakırdı.
Hisse: İyiliğin en güzeli, alan kişinin onurunu da gözetendir.
Tamamı uygulamada
Ahde vefaCennet Kokusu: Enes bin Nadr
Enes bin Nadr (r.a.) Bedir'e katılamamıştı; buna çok üzüldü ve "Allah bir savaş daha nasip ederse ne yapacağımı O gösterecek" diye söz verdi.
Hisse: Söz, namustur; verilen sözün arkasında canla durulur.
Tamamı uygulamada
Sahiplenmek ve emanet bilinciKral ile Çocuk Değil: Abdülmuttalib'in Develeri
Ebrehe ordusuyla Kâbe'yi yıkmaya gelirken yolda Abdülmuttalib'in iki yüz devesine el koydu. Abdülmuttalib huzuruna çıkınca Ebrehe onu heybetli buldu ve dileğini sordu.
Hisse: Sen üzerine düşeni yap; Allah'ın işini Allah'a bırak.
Tamamı uygulamada